19 Nis 2014

* duymayan hiç kalmasın güzel bahçemiz hiç solmasın.. *

ben su altı belgesellerinde gördüğüm şu yandakine  benzer canlıları bitki mitki sanacak kadar botanikten, ekolojiden, biyolojiden ne bileyim işte bu tarz olaylardan bu kadar habersizken; o canlının adını, türünü, familyasını, dünyada kaç tane kaldığını falan bilen bir abim var. o yüzden mesela 15-20 sene önce teyzemden mi ne aldığı parmak kadar bitkiler şimdi benim boyumu geçmiş halde, annemin salonunu süslüyor. yine aynı sebepten mesela biz evde hızlı yürüyemeyiz çünkü abimin bitkilerinin yanından geçerken rüzgar yapıyormuşuz, kötü etkileniyorlarmış. he yok vallahi tanısan iyi bi insan aslında, piskopat değil. 

işte ben böyle bir abinin kardeşiyim ama belki yıllarca içim dışım evde saksı, bitki, torf (bunun ne olduğunu hâla bilmiyorum!) olduğundan ve belki de fıtratımın bir ayı kadar kaba olmasından hiç merak salmadım bu işlere. ama cücelerimin özel günlerde getirdikleri hediyeler evde ölmeye başladıkça da canım sıkıldı. dedim olmaz böyle, gözümün önünde sararıp gidiyor yavrucaklar şu işe el atayım. sonra evdeki yerlerini değiştirdim, daha düzenli sulamaya, ilgilenmeye başladım. zamanla ölmemeye, bu günlerde de çiçekler açmaya başladıkça sevdim bu işleri. en azından artık aklıma geliyorlar ve kalkıp suluyorum mesela. dün de iş çıkışı buralarda bahçe malzemeleri, saksı maksı satan koca bir market var, oraya gidip çiçeciklerime yeni saksılar aldım. yeni giysileri ile daha da güzel oldular. zaten ne zamandır adını bile bilmediğim bu yavrucukları, uzaktan da olsa abi desteği ile büyüteyim diye fotoğrafladım sonra. buraya da koyasım geldi. aha bizim yavrucaklar.



  mor olan aslanağzı imiş beyaz da petunya. mevsimliklermiş, öleceklermiş. hayır hayır ağlamıyorum.

 pembe saksıdaki menekşe. benle kafa buluyor. ne ölüyor ne büyüyor. tam da yapay bitki olduğuna kanaat getirmiştim ki abim "hayır gerçek" dedi. ohh..  şişedeki de maydanoz. biz eve maydanoz alınca onu çiçek gibi içi su dolu vazoda bekletiyoruz, daha uzun süre yeşil kalıyor buzdolabındakinden. bu tabi minyatürü. süs olsun diye orada.

 bu sukulent geldiğinde baya baya mor idi, boyu da yarısı kadar falandı. sonra pembeleşti o ara boy attı epey. normalmiş, soğukta mora döner hava ısındıkça yeşillenirlermiş.
 kırçıllı mor olanın ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yok hala. duruyo öyle biblo gibi.

orkidelerin mutlaka şeffaf saksıda olması lazımmış. bu bilgiye hâla alışabilmiş değilim. dağda bayırda toprakta büyümüyo mu bu ya, orda nasıl oluyor da oluyor! (cehaletten ne dediğini bilmiyordu.)


bir de önemli not: insanın senin gibi bir abisi olması çok güzel bişi. iyi ki varsın lan!



* bu da yazının şarkısı..çok sevdiğim bir şarkı..

Bütün bu çiçekler biraz daha su ister
Su yoksa sevginiz yaşatsın onları
Biraz da sen konuş
Duymayan hiç kalmasın
Güzel bahçemiz hiç solmasın.. "


Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...