1 Ara 2013

günler günlerin ardından..

bu sıralar günleri günlerin ardına dizmekten başka pek bir şey yaptığım yok. genel bir tembellik hali içerisinde, hafta sonlarını evde bir o yandan bir bu yana devrilerek geçiriyorum.

geçen hafta artık zamanıdır diyerek yılbaşı ağacını ve süslerini saklandıkları delikten çıkardım. dün de bir kaç yeni süs aldım çok güzel oldu yine. keşke bütün sene evde ağaç olsa dedim içimden. yani böyle ışıklı fışıklı değil de evde ağaç formatında, boyu beni geçen  bir bitki istediğime eminim artık. sağolsun cücelerim sayesinde ev zaten çiçek bahçesine dönmüş durumda. güller, menekşeler vr arnin beyimin sürprizi mor orkideler.. bir yanda ışıldayan yılbaşı ağacım ve diğer yanda rengarenk canlı saksılarımla evim cidden çok güzel bu günlerde.. 

sadece uzun zamandır evin girişindeki (evin içi değil, apartman tarafı) boş duvar gözümü tırmalıyordu. ne yapsam ne assam falan diye karar veremezken sanırım koca bir darth vader stickerı istediğime emin oldum. ama uzun bir şey olmalı, ve sanırım o da şu yandaki oluyor. boyu 1.80 civarı bir tane buldum ebay'de. ingiltere'deki arkadaşlarımız da "evinize ne alalım gelirken?" diye soruyordu ne zamandır. sanırım bunu isteyeceğim onlardan..

işte böyle gayet ciddiyetsiz sıkıntılarım var çok şükür. bir de güzel olan; artık geçen seneki kadar zor geçmiyor iş hayatı denen zıkkım. sanırım kısa zamanda mesleki olarak yeterliliğimi arttırmaya başardım. bu durum da bana daha bir özgürlük ve hareket alanı sağladı. geçen sene beni en çok yoran şeylerden biri de yaptıklarımdan tam olarak emin olamamakmış onu anladım. şimdi yaptığımdan emin olduğumdan kafam "öyle mi yapsaydım, acaba böyle mi davransaydım" sorularından kurtulmuş oldu. bir de son zamanlarda birlikte çalıştığım insanlar ve işimi yargılama hakkına sahip herkesten inanılmaz güzel övgüler aldım. insan kendini yaptığı işte ne kadar iyi hissederse gerçekten daha da hızlı ve olumlu yönde ilerliyor. yani işte öyle..

hakan günday'la yaşadığım aşk nefret ilişkisine son günlerde bir halka daha eklendi bu arada. yeni çıkan kitabı "daha" şu an yastığımın altında ve bu sıralar her gece bana alegorik rüyalar gördürüyor. kitap yorumu yapmayı sevmediğim için elbette bir şey yazmıyorum ama gidin alın okuyun.

başka da yazacak şey bulamadım. hadi öps..

yok varmış.. bir de şu alttakini istiyorum eve. ama böyle en az 150x100 formatında olacak şekilde. bir duvar var çünkü evde ona ancak derinlikli ve büyük boyutlu bir resim gider. neredeyse bir yıldır o duvara resim arıyorum. girmediğim sanat sitesi, tablocu vs kalmadı ama yine aklım bunda.. ilk kez 16 yaşındayken beyoğlu liman'da görüp dakikalarca bakakalmıştım bu resme. bana yeniyıl hediyesi almak istersiniz falan diye adresi de buraya bırakayım ki ne kadar hayat kolaylaştırıcı  bir arkadaş olduğumu da bi yere yazarsınız.. 

" Entre les trous de la memoire" Dominique Appia, 

bir de madem yazının başlığı böyle oldu, aşağıdakini de söyleyen benim. yani hala daha bilmeyen, duymayan, dinlememiş olan varsa bilsin de şanım yürüsün diye.. saygılar..





Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...