4 Haz 2013

#direngeziparkı

bu sabah 8'de başlayan mesaim akşam 11'de bitti (evet ben bir özel okul öğretmeniyim, sendikal haklarım yok, "beni 15 saat çalıştıramazsınız!" deyip isyan edebileceğim hiç bir yasal güvencem yok) ve az önce eve geldim. 

yorgunluktan ölüyorum demek isterdim ama arkadaşlarım, akrabalarım türkiye'nin dört bir tarafında ama özellikle istanbul sokaklarında günlerdir gazlar, coplar yerken ve hep bir ağızdan "gazınız bitse nefesimiz bitmez!" diye hala direnirken böyle bir şey demeye hakkım yok gibi hissediyorum.. 
hani günlerdir hepimiz "uyursam ihanet etmiş olurum gibi hissediyorum" diyoruz ya, işte bu da başka türlüsü.. anlatması zor.. 

söylemek istediğim şu ki: bugün internette günlerdir yapmaya çalıştığım, buradan oraya bir ses bir nefes olmaya çalışma çabama dair bir şey paylaşmayacağım.. çünkü ilk anın şaşkınlığıyla hepimiz yaptık bunu ama artık olay çığrından çıktı. 

bir arkadaşımın dün gece olay yerinden yaptığı yardım çağrısını aradan 24 saat geçtikten sonra başka birinin paylaştığını görüyorum mesela.. bu ve buna benzer şeyler bize sadece zarar verir. ben buna benzer iletilerimi üzerinden zaman geçince siliyorum mesela günlerdir. lütfen siz de silin. üşenmeyin, "gerek yok" demeyin. gerek var!

yarın yine sabah 8'de başlayacak mesaim. bu gece yine o garip utanma hissi ile koyacağım başımı yastığa ama önünde sonunda koyacağım işte.. yani ayakta olamayacağım, şehirlere bombalar yağarken ben rüyamda toma kovalayacağım.. rüyamda.. 

sonra mesela banka hesabımı ne kadar istesem de kapayamayacağım. çünkü benim o bankada param yok, aksine başka bir tanesine dünya kadar borcum var. keşke olmasaydı, ama var.. 

"malum televizyon kanallarını da izlemeyeceğim" diyemiyorum.. evet allah tümünün belasını versin ama evimde bir rating aleti falan yok, tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış durumu işte.. izlesem kaç yazar bilmem ama izlemeseydim, izlemeseydik "padişahımın" o hala zerre utanmamış suratını görmeyecektim.. 
o kızarmayan surat bize lazım.. bize nasıl baktığını unutmamamız için.. 

bunları niye yazdım ben de çok bilmiyorum ama hayatımda yapmayı en sevdiğim şeylerden biri yazmak.. ve bu benimki yazarak hafiflemeye çalışmak, orada olamayışımı önce kendime mazur göstermeye çalışmak biliyorum.. keşke olabilseydim.. 

yine de orada olsam ben sizin kadar cesaretli olabilir miydim bilmiyorum, tomanın önüne atlayıp, gaza karşı durabilir miydim bilmiyorum.. ama orada olmak isterdim.. belki kenarda elimde sütü sirkesi hazır bekler, yardıma koşardım.. belki alır kameramı olan biteni belgelerdim ve belki de hiç yapamam sandığım, şimdi aklıma bile gelmeyen acayip şeylere cesaret ederdim.. bilmiyorum.. böyle uzaktan ne desem beyhude..

bu karışıklığın içinde bu uzun iç döküşü sonuna kadar okumayı tahammül edebilen varsa lütfen diğerlerine söylesin, yanınızda olamasam da aklım hep ama hep orada.. 

biz uzaktakiler için gerçekten bu utanç duygusu bir ömür boyu sürecek bir şey.. on yıl sonra nerede, ne yapıyor olurum hiç bir fikrim yok, ama biz uzaktakiler bugünden sonra hep yarım hissedeceğiz emin olun.. 

canlarımız sokaktayken; başka bir ülkenin gerçeğinde, mesaide saate bakıp öğle yemeği vaktine kaç dakika kaldığını hesapladığımız için yakamızda hep o suçluluk hissi ile yaşayacağız.. 

dediğim gibi bu sadece bir iç döküş, kimseye faydası olmayacak. ama söylemesem, yazmasam olmayacaktı.. anlatması zor..

kendinize dikkat edin..



video
beşiktaş, akaretler 

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...