29 Haz 2013

"tatilin ilk günü" isimli şiirim

tatilin ilk gününe 
erken uyanamaz insan
yatağa bile gitmez 
kanepede uyur kanepede uyanır.

aklımda akşamdan kalan 
redhack belgeseli ile
kahverengi fonlu rüyalar gördüm
ama o kanepenin rengiymiş

sonra evet uyandım
biraz bön bön baktım etrafa
evet gerçekten tatildi
bi kahve yaptım, az şekerli

facebook, twiter olmasa 
nereden alırdım haberleri
orada olmak isterken
#direnlice diye tvit attım

aslında orada değil
istanbul'da olmak isterdim
ama o da olmazdı
sahile atım kendimi ben de

söz verdim kendime
makine yok internet yok
aramızda kalsın
kitap bile olmasın

ama olmadı yine
instagramla oynaştık
denizda yüz kumsalda terle
o anı dondurmalı yine de

evet dondurma da yedim
su içtim, çok su içtim
güneşte yandım
suda ıslandım

gidelim artık dedik
artık güneş bitti
çiko bizi bekler dedik
fonda imagine çalarken

eve dönmek en güzeli
duşta balık olmak
çiko'yla kudurmak
bunlar hep evcillikten



"you may say i'm a dreamer but i'm not the only one"

26 Haz 2013

süpermen olmak lazım bazen..

arnin beyimle neredeyse bir aydır kendimizi adadığımız devrim yolu bizi yordu yoldaşlar. en sonunda çiko bile televizyona dönüp havlayınca içine düştüğümüz bu gaflet ve dalaletten sıyrılıp bir şeyler yapmaya karar verdik ve soluğu en yakın sinema salonunda aldık. her ne kadar, ev aktivisti kimliğimizden sıyrılmak istesek de film seçimimizde tek yumruğu hep havada olan süpermeni zamanın ruhuna uygun bulduğumuzdan seçimimizi man of steel'den yana kullanmaya karar verdik. 

burdan sonrası spoiler içerir söyleyeyim. sonra bana "bu ne lan!" demeyin.


+ film sektörü ben görmeyeli çok ilerlemiş, kendilerini kutlarım. hayvan gibi efektler vardı. 

+ yine de 3d gözlükle film izlemek her zaman yorucu.


+ sesleri de resmen beynimizin içinde dolbidicıtılsörraund hissettik.


+ bi gün sırf meraktan, böyle cidden "çotankktokk" diye ses çıkıyo mu diye birine yumruk atcam.


+ tanrıdan, en kısa zamanda (dizi kadrosuyla çekilmiş) 3d bir battlestar galactica filmi diledim film boyunca.


+ kripton'un yandığı sahneler çok acayipti. ama bence teenage clark'ın o yaşta platon okuması daha acayipti.


+ sevgili amerkalılar anladık çok yüksek gökdelenleriniz var. vallahi anladık yeminlen anladık.


+ "vücudu diğerine vurmak suretiyle, önüne direnişçi almış toma gibi bodoslama sürüklemek" ismini verdiğim dövüş şekli ile ilk defa bu filmde karşılaştım. adamlar resmen edirnekapı-cevizlibağ güzergahı kadar ittiriyolar falan böyle bu şekilde çok acayip. yok görmeniz lazım anlatamıyorum. bak denedim olmadı. 


+ kötü adamın film boyunca süpermen'den yemediği zopa kalmadı ama kaşı bile çizilmedi. tam ben "işte öldürmeyen allah öldürmüyor kardeş" diye düşünürken, bi boyun kırma olayıyla tık dedi hık dedi gitti adam. neyse allah sıralı ölüm versin. 


+ baş manita, şimdiye kadarki en taşaklı lois lane olmuş. 

+ kevin kostner hala yaşıyomuş. russell crowe hep itici hep itici..


+ bir hollywod klişesi olarak kriptonluların ingilizce konuşması.


+ süpriiz: lex luthor diye biri yok. 


+ ayrıca sinema tarihinin en daş süpermeni henry cavill'dir o net. aksini söyleyen çarpılır, ağzı gözü döner.


+ yalnız kızlar benim falım fallanmış fallanmasına da holivut'a  falan yolunuz düşerse, yerime bi makas alırsınız o bal yanaklarından. netekim tudors zamanlarından epey bi hallenmişliğim vardır kendisine.. 


+ film güzel bence gidin.

+ yine de esas süpermen bu abimizdir. ellerinden hürmetle öperim. 

15 Haz 2013

sıkma demiyorum hobi olarak yine sık

sonunda hepimizi delirtmeyi başardın! bunu söylüyorum çünkü birbiriyle bi mahallenin içinde geçinemeyen halk bile saçma da olsa kollektif bir tepki geliştirmeyi başardı.. 

lakin aynı şeyi kafamın içinden geçen cümleler için söyleyemeyeceğim. zaten birazdan göreceksin..

bi kere canım benim, sen olayı epey yanlış anlamışsın. tamam anladık sör olmak, padişah olmak, dünyanın hakimi falan olmak gibi büyük arzuların var ve bu ülküye bizim üstümüzden yürümeye karar vermişsin.. ayrıca 'yürüme' de demiyorum sana, sen olmasan bizim üstümüzde illa ki birileri olacak. çünkü neden? ya amerika ya masonlar, meydanı onlar boş bıraksa bi ortadoğu şeyhi falan illa ki yönetecek bizi. zaten biz kendi kendimizi yönetebilecek olsaydık bu hale düşer miydik? düşmezdik. 

ne demiş şimdi ismini hatırlamadığım birisi? "oy vermek bir şeyleri değiştirecek olsaydı yasaklanırdı!" bu benim siyasetle ilgili duyduğum en bilgece söz. bu arada siyasetle ilgili çok söz bilirim. ama feyspukta paylaşmam, çünkü o epey saçma..

neyse gözüm, yani ya sen ya başkası bizi eğerek bükerek, üstümüzden ego ve cüzdanını şişirerek, bizim olan hakları allahsız pezevenklere peşkeş çekerek yiyecek bizi. orası net!

ve fekat sen abarttın! vallahi abarttın! 

bi kere şanlı türk tarihi en başından sonuna; kendinden olmayana türlü eziyetler, soykırımlar, aşağılamalar ve daha bir sürü iğrençliklerle dolu. bunu nereden biliyorsun dersen sana öss sonuç belgemi gönderebilirim hemen. tarih netlerim çok iyiydi. bu arada farkındaysan sana örnek olarak bize okulda öğretilen resmi tarihten bahsediyorum. resmi olmayan diyemeyeceğim ama ezber dışı bilgilere ulaşmakta da bizim evin çerçisi eskiden babamdı. sonra o kavuğunu abime devredince sosyal demokrat gömleğimizden sıyrılıp daha bir anarko-gazi kanalından yürüdük. sonra zaten internet falan çıktı, gerisi toz duman..

düşün misal bundan 30 sene önce babamlar vardiya arasında birbirlerine gizlice bildiri falan dağıtıyorlarmış, şimdi biz de feyspuktan anonymous, redhack linki falan yolluyoruz, aynı işte. bok yemeye devam.

yani diyeceğim o ki, zaman değişir insanlar yaşlanır, emekliliğe ayrılıp ayvalık'a falan yerleşir, sahayı gençlere devrederler ama nizam aynı nizam.. hem ne demiş dünyanın en büyük cehepelisi sayın KK? 
"nice şahlar, ne sultanlar, tiranlar. yıkıyoruz, yıkılacak bu saltanat" 
(bu tiradı ezberlememiz de senin sayende oldu yine, bir bu, bir de hortum reklamı rüyamıza giriyo geceleri, tarih seni affetmeyecek bilesin.) neyse ne diyodum. bak adam açık açık söylüyo işte yıkacak yerine kendininkini koyacak. he bence canı sağolsun ne yıkmaya gücü yeter ne yenisinin tahtına oturmayı lütfederler ona o ayrı. biliyosun çünkü çok büyük işler dönüyo garavelciğim, böyle masonlar falan. bunlar hep illuminati.. 

bu arada benim başıma illuminati geçse ne olur geçmese ne olur sen söyle? bi kere ben sokakta kocamı öpemeyeceksem illuminati olsa ne olmasa ne? işte bu kısım senin tam olarak abarttığın kısım.. 

lan geldin geleli bi huzur vermedin! yok içkime karışırsın, yok taksim'e sıçarsın, yok benim yerime hak etmeyeni kadrolarsın, e kusura bakma da yok deve artık recom! biz sana padişah olamazsın demiyoruz ki, sen yine ol, biz senin emrine çalışacak saray eşrafını yine besleyelim vergimizle. ama bi dur allaşkına! vallahi yetti canımıza!

lan, illa yapcaksan şu topçu kışlası'nı git başka yere yapsana. zaten bütün istanbul senin! hayır ağaçlardan ne istiyorsun anlamıyorum ki! ayrıca madem o kadar düşkünsün sanata falan, akm'yi yıkıp yenisini dikmeye harcayacağın parayla istanbul'un her semtine sanat evleri falan açsana. böyle nohut oda bakla sofa bi dairede döndür sanatı beleşe, o mahallelerden ne leonardolar ne pavarottiler çıkar! ama yooo illa ki sinir bozacan, illa ki çomak sokcan kurulu düzene. seninki daha güzel çünkü. hay sıfatına sıçtğım.

ayrıca senin derdin din falan da değil biliyoruz, yani en bilmeyeni bile biliyor artık. madem öyle on senedir aklın neredeydi? halledeydin şu başörtüsü işini? ama yoo nerde.. çözme ki hala senden medet uman milyonlar beklesin öyle iş becercen diye.. vallahi yatcak yerin yok!

bir de bak en çok canımı sıktığın zamanlar hani maykrofon başına geçip anlatıyosun ya yok şu hizmeti yaptık, yok şunu düzelttik, yok bunu becerdik falan.. olm o kadar para veriyoruz sana tabi yapcan! sen niye oradasın? ayrıca bi zahmet onları da yap yani yoksa kim seçer seni? kimin parasıyla kime hava atıyosun anlamıyorum ki?. ayrıca bunları söylerken yaptığın  çirkefi, mızığı da hacı hüsrev'de çift kale maç yapan bebeler yapmaz. 'top benim oynatmam' lavukluğunda bile haklı bi taraf var, sende yok! zaten o burnun niye uzadı sanıyorsun? hani 'at yalan sikeyim inananı' diye bi laf var. ama ben demem, çünkü başta feministler ve bilinçli lgbtler olmak üzere çok büyük kesimin tepkisini almaktan korkarım! bak da biraz insanlık gör şu duruşumdan ayrıca, cancanlarla birlikte okuyanı 100 kişiyi aşmayan şu blogda bile tepki çekmekten korkuyorum. lan senin üzerine milyonlar yürüdü, zerre yüzün kızarmadı. ne biçim bi adamsın anlamadım ki.. 

ayrıca hadi diyelim ki gözünü hırs bürüdü, iyice 'inadım inat götüm iki kanat'a bağladın! lan ne olursa olsun değer miydi köpek çektiğin milyonlara bu kadar madara olmaya! bilmem farkettin mi ama geçenlerde çarşı, kepçe çalıp senin tomayı kovaladı dolmabahçe'de? 90lı bebelerin elinde oyuncak oldun resmen. gerçi tifıtır, feyspuk falan kullanmayı bildiğinden emin değilim ama illa ki gördün biliyorum yalan söyleme. 

vallahi seni anlamak çok zor bebişim, sabahın bu kör vaktinde bana bunları yazdırmış olman dışında bence senin bi kazanımın olmadı. ha dersen ki "istanbul benim, parkı da yıkarım, topçu'yu da dikerim, köprüyü de koyarım" valla bu saatten sonra istersen kendi heykelini dik taksim'e yine kaybettin yine kaybettin. çünkü biz mesela sussaydık sen yine yapcaktın bunları, ama ne oldu? senin gaz bizde kafa yaptı hacım. bak rezil olduğunla kaldın.. 
bi de rezil olmak demişken o nasıl et yiyiştir lan! bence bir milleti uyandıran o fotoğraftır. park mark vallahi hikaye, o tipinle midemizi kaldırdın da gaz yedik ayağına kendimizi acillere zor attık. öyle yeme bebeğimsu, çok çirkinsin..



4 Haz 2013

#direngeziparkı

bu sabah 8'de başlayan mesaim akşam 11'de bitti (evet ben bir özel okul öğretmeniyim, sendikal haklarım yok, "beni 15 saat çalıştıramazsınız!" deyip isyan edebileceğim hiç bir yasal güvencem yok) ve az önce eve geldim. 

yorgunluktan ölüyorum demek isterdim ama arkadaşlarım, akrabalarım türkiye'nin dört bir tarafında ama özellikle istanbul sokaklarında günlerdir gazlar, coplar yerken ve hep bir ağızdan "gazınız bitse nefesimiz bitmez!" diye hala direnirken böyle bir şey demeye hakkım yok gibi hissediyorum.. 
hani günlerdir hepimiz "uyursam ihanet etmiş olurum gibi hissediyorum" diyoruz ya, işte bu da başka türlüsü.. anlatması zor.. 

söylemek istediğim şu ki: bugün internette günlerdir yapmaya çalıştığım, buradan oraya bir ses bir nefes olmaya çalışma çabama dair bir şey paylaşmayacağım.. çünkü ilk anın şaşkınlığıyla hepimiz yaptık bunu ama artık olay çığrından çıktı. 

bir arkadaşımın dün gece olay yerinden yaptığı yardım çağrısını aradan 24 saat geçtikten sonra başka birinin paylaştığını görüyorum mesela.. bu ve buna benzer şeyler bize sadece zarar verir. ben buna benzer iletilerimi üzerinden zaman geçince siliyorum mesela günlerdir. lütfen siz de silin. üşenmeyin, "gerek yok" demeyin. gerek var!

yarın yine sabah 8'de başlayacak mesaim. bu gece yine o garip utanma hissi ile koyacağım başımı yastığa ama önünde sonunda koyacağım işte.. yani ayakta olamayacağım, şehirlere bombalar yağarken ben rüyamda toma kovalayacağım.. rüyamda.. 

sonra mesela banka hesabımı ne kadar istesem de kapayamayacağım. çünkü benim o bankada param yok, aksine başka bir tanesine dünya kadar borcum var. keşke olmasaydı, ama var.. 

"malum televizyon kanallarını da izlemeyeceğim" diyemiyorum.. evet allah tümünün belasını versin ama evimde bir rating aleti falan yok, tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış durumu işte.. izlesem kaç yazar bilmem ama izlemeseydim, izlemeseydik "padişahımın" o hala zerre utanmamış suratını görmeyecektim.. 
o kızarmayan surat bize lazım.. bize nasıl baktığını unutmamamız için.. 

bunları niye yazdım ben de çok bilmiyorum ama hayatımda yapmayı en sevdiğim şeylerden biri yazmak.. ve bu benimki yazarak hafiflemeye çalışmak, orada olamayışımı önce kendime mazur göstermeye çalışmak biliyorum.. keşke olabilseydim.. 

yine de orada olsam ben sizin kadar cesaretli olabilir miydim bilmiyorum, tomanın önüne atlayıp, gaza karşı durabilir miydim bilmiyorum.. ama orada olmak isterdim.. belki kenarda elimde sütü sirkesi hazır bekler, yardıma koşardım.. belki alır kameramı olan biteni belgelerdim ve belki de hiç yapamam sandığım, şimdi aklıma bile gelmeyen acayip şeylere cesaret ederdim.. bilmiyorum.. böyle uzaktan ne desem beyhude..

bu karışıklığın içinde bu uzun iç döküşü sonuna kadar okumayı tahammül edebilen varsa lütfen diğerlerine söylesin, yanınızda olamasam da aklım hep ama hep orada.. 

biz uzaktakiler için gerçekten bu utanç duygusu bir ömür boyu sürecek bir şey.. on yıl sonra nerede, ne yapıyor olurum hiç bir fikrim yok, ama biz uzaktakiler bugünden sonra hep yarım hissedeceğiz emin olun.. 

canlarımız sokaktayken; başka bir ülkenin gerçeğinde, mesaide saate bakıp öğle yemeği vaktine kaç dakika kaldığını hesapladığımız için yakamızda hep o suçluluk hissi ile yaşayacağız.. 

dediğim gibi bu sadece bir iç döküş, kimseye faydası olmayacak. ama söylemesem, yazmasam olmayacaktı.. anlatması zor..

kendinize dikkat edin..



video
beşiktaş, akaretler 

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...