10 Mar 2013

battaniye ve kahve varsa pazar güzeldir..

bir yerde okumuştum. gençlikte günler hızlı yıllar yavaş, yaşlılıkta da günler yavaş yıllar hızlı geçermiş.. bu denklemin neresindeyim bilmiyorum.. mesai saatleri yavaş, sonrası ve hafta sonu ışık hızında geçiyor. şimdi ben, çalışırken yaşlı sonrasında genç miyim ben neyim.. 

zaten tv açık allahına kurban olduğum bülent ablam gözlerini belertmiş böyle içime içime bakarak "seSS DArr" dedi az önce ürperdim. tamam kenx, ses dar ok.

hani bi zaman önce ev olayları ile ilgili şurada atarlanmış, bundan sebep 'no aym nat fayn' demiştim. sonra burada da bi kapı aralanacak diye ağzım açık beklemekteydim. he canlar he, sonunda beklenen oldu ve kendi evime taşınma işim kesinleşti. gerçi bu iş benim on sene daha hiç durmadan çalışmam demek. napalm, death yok ya sonunda. çalışcaz işte be yaa mecbur. aslında bedenim ona da yavaştan alıştı hissediyorum, işte aynı tempoda hatta daha hızlısında olmama rağmen bi kaç ay öncesinden daha az yoruluyo gibiyim. beşerdir alışır.. 

bu ev işinden sonra rutin işlere ek olarak bir de tadilat, tamirat, dekoreyşın şeyleri çıktı tabi. ama dünyanın en mutteşem iş bitirici kocası arnin'e sahip olduğum için cidden şanslıyım.. oturduğum yerde bi bakıyorum önüme boya kataloğu gelmiş, ben "bu değil bu değil bu sıradan" dedikçe o kataloğu dürüp bi yerime sokmak ya da ağzımın üstüne çarpmak yerine "taam canım dur da başka bulcam ben sana" diyo bana yaa. sonra cidden bi yerlerden buluyo getiriyo falan, ben "ahanda bu!" deyince de benden çok mutlu oluyo! ben kime ne güzellik yaptım da hayat bu adamı çıkardı karşıma bilmiyorum ama sağol karma'cım, aslansın.
neyse işte yok boyaydı, parkeydi, mutfaktı derken yaklaşık 15 gün içinde sanırım evimize geçmiş oluruz. her türk kızı gibi tabi ki benim de yeni olan bişi karşısında yeni kararlar almamam imkansız. eğer onları da becerirsem bence ortalama bir aile kadını olmama giden yolda tek eksik bir çocuk ama cidden onu da şimdi yapasım yok hiç. ben daha çiko'nun encikliğinin tadını çıkarabilmiş değilim lan.. ona bile gereken zamanı ayıramadığımı düşünüp vicdanımı hırpalıyorum her gün, yapamam valla çocuk mocuk şimdi.

bi de şimdi bu pazar gününü fırsat bilip bunları yazıyorum ve fekat bence uzun zaman bişi yazamicam bahsi geçen durumlardan ötürü. ama allah sizi başımdan eksik etmesin, feyspuktan falan  beni darlıyosunuz ya "hani niye yazmıyon" diye sanırım duymayı en sevdiğim şeylerden biri bu. darlayın tabi! istanbul'dan kaçıp yeni bi yola çıkınca, zamanında sadece kendime anı olsun diye açtığım ve sonrasında hadi uzaktaki canlarım 'naber nasılsın, neler yapıyon hayvan?' dediklerinde cevap olsun diye yazmaya devam ettiğim buralar, gözümde daha bi işe yarar hale geldi. 
ha bi de yüzünü bile görmediğim 30-35 kişi var bu blogu izleyen. saçmalamalarımda ne buluyolar tam bilemesem de onlar da sağolsun vallai. bişi yazıp dişe değdiğini hissetmek veri veri nays..

en en son olarak o kişilerden biri olup birbirimizi bulduğumuz, feyspuklardan ona buna atarlandığımız BangBang'e blog dekoreyşınları yaptık dün. çoh hoş tasarım oldu bence.. öperim lan seni de. muah..


bi de aklma gelmişken söylemeden geçemiciim.. bu özlem tekin'i seviyorum aslında ama yani yazık be naapsa  olmuyo bu kız. hala dikkat çekmeye çalışan ergen gibi sokak çekiminde yüksek sesle, yan gözle etrafı keserek konuşmalar, bacakları iki yana açıp omzunu devirmeler falan.. puff özlem ya, metalci işareti yapan bi sen kaldın be annem.. yapma böle.

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...