18 Mar 2013

hep şikayet hep şikayet..

bütün hafta sonum eşya toplamakla geçti. kitaplar, dergiler, giysiler, plastikler vs derken kolilerin arasında kendimi kaybettim. ki yani ömrüm taşınmakla geçti bu konuda hem elim hızlıdır hem de düzenli giderim falan ama yohh yaa yorgunluktan ölüyorum yahu. arnin beyim de kendini yeni evde yapılması gereken tamirat  ıvır zıvır  işlerine verdiğinden tek başıma ebemin şeyini gördüm iki gündür. hadi yorulmak falan o da koymuyo da yarın işe gitmek zorunda olmasam verinays olacağıdı.

bi de anlamadığım şekilde çok eşyamız var! hayır, hepi topu yeni evli iki insan+bir köpeğiz ve çiko'nun tasmaları, giysileri, kozmetikleri derken tüm gardrobu sadece büyük bir çekmeceden ibaret. peki bu 20 koli eşyayı biz neremizde biriktirdik şimdiye kadar. ki bu 20 koliye bir çorap olsun dahil değil, kıyafetleri saymıyorum bile! ayakkabılarla birleşince bir odayı nasıl kapladılar, biz bunu nasıl başardık bilmiyorum. çıkan eşyaya inanamadım. bi de şu var ki büyük eşya olarak burdan gidecekler sadece bir çift kişilik karyola, bir buzdolabı ve oturma grubu. çünkü şimdi oturduğumuz eve taşınmamız beklenemedik bir şekilde gerçekleştiğinden ve geldiğimiz günden, burada kalıcı olmadığımızı bildiğimizden elimizden geldiğince bişi almamaya çalıştık. zaten evi eşyalı kiraladığımızdan, saydıklarm dışında bişi almaya gerek kalmamıştı. diğer her şey, işte bütün beyaz eşya, masa sandalye vs. her şey yeni alındı, onlar yeni gelecek.. allamuahafaza öyle olmayaymış nası bi tırla çıkacakmışız bu sokaktan çok merak ediyorum.

yeni evde işler yolunda gidiyor gibi, büyük hicretimiz hedeflediğim tarihten 1 hafta sonraya kaldı büyük ihtimalle ama olsun, nisan'da kesin oradayız. bu arada aklıma geldi bak, neti de aktarmak lazım o tarafa. ooof off çok iş var yahuu, ama güzel olan, uzun süre, belki de çok çok çoook uzun süre bir yere göçmek zorunda kalmayacak olmamız. tabi arnin'e göre  hava gayet hoş, bu tüm ömrünün ikinci taşınma ekşını olacak. peki ya ben ya bennn. özellikle son 5 yıldır çat ordayım çat burda derken cidden süpürgeye döndüm ama ohh bitiyo bu son :))

he bi de geçen gün arnin'le karar verdik, yaşlanmaya doğru istanbul'a ama istanbul'sa mutlaka adalar'a yerleşiyoruz. tabe bilemem şimdi 10-15 sene sonra hangi kafalarda oluruz ama yazdık bunu bi yere biz. 

16 Mar 2013

uykudan önce son çıkanlar..

bunu kaç kere söyledim ve kaç kere daha söylerim bilmiyorum ama erken kalkmak çok bok!

peki tam da mesaim bitmiş işten çıkarken, ama cidden çıkarken (böyle kapının önünde, elimde çantam var yahu) "sonik hanım gitmeyin, toplantı var" diye bir laf duyunca sinirlerim bozulmasın da ne olsun!

dexter ve himym bu sezon iyice piç oldu. neyse en azından yaz ekmekli geçecek.. geçecek diğ mi!

biraz daha düzenli yemem, biraz daha düzgün şeyler yemem lazım!

o kadar sene bağrıma bastığım marina abramovich de sahtekar pezevenk  çıktı ya şaşkınım.

duvar boyası, fayans kaplaması, mobilyası, parkesi, cilası vs çok sevdiğim işler bunlar ama akşam işten çıkınca kafam öyle balon olmuş oluyor ki, iki üç güne bir sadece gidip fotoğraf falan çekebiliyorum..

abimi çok özledim.

ot dergi çok iyi dergi, alın okuyun.

dün anladım ki yaz geliyor. botlarım ve hırkamın içinde acı çektim resmen..

sandalyelerin kumaşını fazla janjanlı seçmişim sanırım. kendisini değil de fotosunu gördüm, korktum. umarım flaş falan patladı diye öyle parıltılı gözükmüşlerdir.. kumaş seçerken aklımdaki renk o fotolarda gördüğüm değildi.. aklımdaki de bunun gibi bi renkti, neyse bunu buraya koyuyorum, evren hadi iş başına göriim seni.

şu an bunları neden yazdığımı bilmiyorum..

10 Mar 2013

battaniye ve kahve varsa pazar güzeldir..

bir yerde okumuştum. gençlikte günler hızlı yıllar yavaş, yaşlılıkta da günler yavaş yıllar hızlı geçermiş.. bu denklemin neresindeyim bilmiyorum.. mesai saatleri yavaş, sonrası ve hafta sonu ışık hızında geçiyor. şimdi ben, çalışırken yaşlı sonrasında genç miyim ben neyim.. 

zaten tv açık allahına kurban olduğum bülent ablam gözlerini belertmiş böyle içime içime bakarak "seSS DArr" dedi az önce ürperdim. tamam kenx, ses dar ok.

hani bi zaman önce ev olayları ile ilgili şurada atarlanmış, bundan sebep 'no aym nat fayn' demiştim. sonra burada da bi kapı aralanacak diye ağzım açık beklemekteydim. he canlar he, sonunda beklenen oldu ve kendi evime taşınma işim kesinleşti. gerçi bu iş benim on sene daha hiç durmadan çalışmam demek. napalm, death yok ya sonunda. çalışcaz işte be yaa mecbur. aslında bedenim ona da yavaştan alıştı hissediyorum, işte aynı tempoda hatta daha hızlısında olmama rağmen bi kaç ay öncesinden daha az yoruluyo gibiyim. beşerdir alışır.. 

bu ev işinden sonra rutin işlere ek olarak bir de tadilat, tamirat, dekoreyşın şeyleri çıktı tabi. ama dünyanın en mutteşem iş bitirici kocası arnin'e sahip olduğum için cidden şanslıyım.. oturduğum yerde bi bakıyorum önüme boya kataloğu gelmiş, ben "bu değil bu değil bu sıradan" dedikçe o kataloğu dürüp bi yerime sokmak ya da ağzımın üstüne çarpmak yerine "taam canım dur da başka bulcam ben sana" diyo bana yaa. sonra cidden bi yerlerden buluyo getiriyo falan, ben "ahanda bu!" deyince de benden çok mutlu oluyo! ben kime ne güzellik yaptım da hayat bu adamı çıkardı karşıma bilmiyorum ama sağol karma'cım, aslansın.
neyse işte yok boyaydı, parkeydi, mutfaktı derken yaklaşık 15 gün içinde sanırım evimize geçmiş oluruz. her türk kızı gibi tabi ki benim de yeni olan bişi karşısında yeni kararlar almamam imkansız. eğer onları da becerirsem bence ortalama bir aile kadını olmama giden yolda tek eksik bir çocuk ama cidden onu da şimdi yapasım yok hiç. ben daha çiko'nun encikliğinin tadını çıkarabilmiş değilim lan.. ona bile gereken zamanı ayıramadığımı düşünüp vicdanımı hırpalıyorum her gün, yapamam valla çocuk mocuk şimdi.

bi de şimdi bu pazar gününü fırsat bilip bunları yazıyorum ve fekat bence uzun zaman bişi yazamicam bahsi geçen durumlardan ötürü. ama allah sizi başımdan eksik etmesin, feyspuktan falan  beni darlıyosunuz ya "hani niye yazmıyon" diye sanırım duymayı en sevdiğim şeylerden biri bu. darlayın tabi! istanbul'dan kaçıp yeni bi yola çıkınca, zamanında sadece kendime anı olsun diye açtığım ve sonrasında hadi uzaktaki canlarım 'naber nasılsın, neler yapıyon hayvan?' dediklerinde cevap olsun diye yazmaya devam ettiğim buralar, gözümde daha bi işe yarar hale geldi. 
ha bi de yüzünü bile görmediğim 30-35 kişi var bu blogu izleyen. saçmalamalarımda ne buluyolar tam bilemesem de onlar da sağolsun vallai. bişi yazıp dişe değdiğini hissetmek veri veri nays..

en en son olarak o kişilerden biri olup birbirimizi bulduğumuz, feyspuklardan ona buna atarlandığımız BangBang'e blog dekoreyşınları yaptık dün. çoh hoş tasarım oldu bence.. öperim lan seni de. muah..


bi de aklma gelmişken söylemeden geçemiciim.. bu özlem tekin'i seviyorum aslında ama yani yazık be naapsa  olmuyo bu kız. hala dikkat çekmeye çalışan ergen gibi sokak çekiminde yüksek sesle, yan gözle etrafı keserek konuşmalar, bacakları iki yana açıp omzunu devirmeler falan.. puff özlem ya, metalci işareti yapan bi sen kaldın be annem.. yapma böle.

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...