26 Şub 2013

kelebeğin rüyası ve bir takım isyanlar

bu hayata geliş amacım, sabah 6'da uyanmak ve akşam 6'da yorgunluktan bitmiş hissetmek olamaz değil mi?

evet arada güzel, çok güzel şeyler oluyor, aksini söylersem allah babam taş eder ama yine de off.

çalışmak güzel, ah bir de erken kalkmak olmasa.. 

saat tam 21:13 ve yemin ederim uykum var. 

bu arada 20 dakika izlemesi çok güzel bir diziymiş.

kelebeğin rüyası da çok güzel bir film imiş, belki hafta sonu hakkında bir şeyler yazarım.

ve hiç şiir insanı olmadığım halde şu alttakinden çok etkilendim mesela..



Diyecekler ki arkamdan

Ben öldükten sonra

O, yalnız şiir yazardı

Ve yağmurlu gecelerde

Elleri cebinde gezerdi

Yazık diyecek

Hatıra defterimi okuyan

Ne talihsiz adammış

İmanı gevremiş parasızlıktan 




saygılar.




23 Şub 2013

uu madafaka

haziran bitene kadar buralarda sık sık yazamaycam, gönlümce at koşturamaycam ya yanarım yanarım ona yanarım.

istanbul çok güzeldi, süperdi, şahaneydi, anlatılır gibi değildi. daha ne diyim.. 

moda'da gezerken milyon tane piyango, sayısal vs aldık, amorti bile çıkmadı tabi.

sonra kitap altındır deyip orada ve döndükten sonra burada bi dünya kitap aldım.
heyecandan beşine ayn anda girdim girmesine de şimdi hangi birine bağlansam bilemedim.

rahat nefes almam için yaklaşık 90 gün daha sabah 6'da kalkmam lazım! fak dı kepitalizm dud! 

bu 90 gün bittiğinde hala nefes alacak halim kaldıysa ona bile şükretmeliyim bence.

insan bir cuma akşamı "ohh sonunda hafta sonu" geldi deyip 35 dakika içinde 3 kahve içmemeli. hayır.

kelebeğin rüyası'nı izlemek istiyorum.

Arnin ve Çiko'ya aynı anda değebileceğim, kotra güvertesi gibi bi kanepemiz olması hayatı daha güzel yapıyor. 

bence ben dünyanın en güzel çoraplarını bulabilme yeteneğine sahibim. 

çok yakında çok büyük haberlerle gelme ihtimalim var ama şimdi bişey demicem.

annem saçlarımı boyadı sonra da gidip kestik.

sirklerden hiç hoşlanmıyorum. her şeyiyle ürkütücü. 

dünyanın en güzel şeyi doğal gazlı evmiş, istanbula gidince hatırladım.

her gün makyaj yapmak ve janti giyinmek zorunda olmak çok sıkıcı bişi.

...


ev gibisi yok.

2 Şub 2013

bunca zaman 'tatil olsun, lütfen tatil olsun, lütfen istanbul'a gideyim artık' diye sayıklarken..

yine bir yanım buruk.. ne zaman biri-lerine ve bir yerlere kavuşacağım diye sevinsem geride mutlaka bir şey kalıyor.. buradayken oradakileri ve oradayken buradakileri özlüyorum..

çiko'yu yanımda götüremiyorum ve birine bırakıyorum 15 gün için.. bıraktığım kişinin dişi bir köpeciği olması ve çiko'nun da bu köpeciğe ilk görüşte vurulması sebebiyle içim daha rahattı ama yine de ayrılırken çok fena oldum.. kapıya yöneldiğimizde o da gelmeye çalıştı, melül melül baktı, bizimle çıkmaya çalıştı falan ooff.. ağladım. o da biz ayrıldıktan sonra kapıya gidip inlemiş.. sonra hiç aklımızda yokken ve de sabahın köründe uçacağımız için eve dönüp uyuyacakken arnin'le kendimizi eve sığdıramayacağımızı farkettik. bir arkadaşımın çaldığı yere gitmek isteyip de gidemiyorduk ne zamandır.. 'gün bu gündür, gitmeli ve içmeli' deyip ayrılık acısını izbe bi barda dindirmeye çalıştık. ama kız, o hayvanımsı içli sesiyle öyle bir güzel söyledi ki bi daha kötü oldum.. ayrılık sucks!



içime öküz oturmuş gibi hissediyorum, garip bi duygu. allah belasını versin o duygunun..




Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...