25 Oca 2013

yerin hala dolmuyor...


istanbul'dan ayrılırken,  hava alanında uçağın kalkmasını beklerken bi mesaj atmıştım.. iletildi raporu geldiği an hissettiğim şey çok acayipti.. o zamanlar okul bitince geri döneceğimi düşünüyordum ama yine de orada beklerken bir sürü şeyin istanbul'dan gitmemle geride kaldığını da biliyordum, dönsem bile..

sonra ben şimdi olduğum yere geldim, bi süre yalnızlık.. hep dediğim ve hatırladığım gibi; ben, çayır çimen, alışmaya çalıştığım yeni düzen, her sabah altıda kalkmak ve her sabah günün ilk ışığında dışarıda olmak.. mutluydum diyemem ama mutsuz hiç değildim.. tuhaf bir kafa idi o.. yalnızlık.. 

sonra yine bi sabah, ders saatini beklerken, kahveye doyamamışım 'ahanda geç kaldım' deyip apar topar sınıfa koştum.. iki kız vardı sınıfta, birini boşver ama o öbürü.. 

işte o öbürü dediğim Pele, benim o gün arkadaşım oldu.. 

ilk hatırladığım şey, kahve içtiğimiz gün.. sonra bi gün pizza yemiştik.. işte o gün de yakın arkadaş olduğumuz gündür.. çünkü insan bir diğerinin yanında ne zamanki "babamın da ta amınakoyim" der işte o gün artık yakındır, arkadaştır..

hiç beklemediğim bi zamanda, hiç ummadığım bi memlekette, benimle çok başka zamanlarda doğmuş, bambaşka bir hayatla büyümüş, ama büyümüş de bana arkadaş olmuş.. 

sonrasını anlatmam çok zor şimdi, zor çünkü.. çok anımız var.. hepsi de saçma.. mesela üzücü ve saçma ya da komik ve saçma, ya da sorumluluklarla baş ederken falan ama o bile saçma.. son paramızı gömdüğümüz o koca mukavvayı alıp neden üstünü hayvan resimleriyle doldurup boyadık, bu gelişimimize ne kattı hala bilmiyorum.. ama yaptık bunu.. çünkü zorundaydık.. ve ben o günlerde bişi daha öğrendim.. bir şeyi yapmak istemiyorsan ama yapmak zorundaysan yanında iyi bir arkadaş, yeterli miktarda sigara ve bitmeyecek miktarda kahve olması o şeyi severek yapmanı sağlıyor.. bu şimdi vizontele'de reis bey'in memleket üzerine söyledikleri gibi oldu, böle az anlaşılmaz falan ama ben biliyorum o anladı..

sonra günler, aylar ve hatta yıllar geçti.. ve ben hep gözettim onu,  biliyorum o da beni.. çünkü o hep kıymetlimdir bu ömrümde ve hep öyle kalacağı ilk gününden belliydi.. sanırım o pizzanın üzerine kahve içtiğimiz andı işte bunun miladı da.. kahve güzeldir.. 

bugün Pelemin doomgünü, gittiği için ona olan özlemimi anlatacak kelimem yok.. son görüşümün üzerinden 7 ay geçmiş.. matematikten o olmasa geçemezdim ben, zaten 7 ayı da parmaklarımla hesapladım. bunu okuyunca mesela, içinden "eminim" dedi o, biliyorum.. göt!

çok özlüyorum seni sıçtığım bok! mesela şimdi yanımda olaydın da mesela bi derdimiz olsaydı. derdimizi konuşmak üzere dı garaj'a gidip gülmekten dertleşemeyeydik. çünkü bu bi klasik, gülmekten hiçbişeye fırsat bulamamak! 
fak of lan, ağlamiycam!

ama seni çok değişik seviyorum, çok bi yerimmişsin gibi, çok bi içimden çıkarmışım da doğurmuşum gibi, mesela kaynananmışım gibi - ki bu teklifimi bence düşün artık.. 

"artık" derken, o kelime başlar ve biterken geçen zamanda bi iç çektim ya ben, sen de çektin biliyorum, ama bak aradaki harfleri çıkarınca noluyoo:
a _ _ _ k = ak
bilmem anlatabildim mi... bununla yaşamayı da öğreniyor insan.. 
geçecek..   

ve hepsinin sonunda.. iyi ki doğdun lan, iyi ki de hiç beklemediğim yerden bittin, ama neden gittin... 
sana şimdi methiyeler düzerim ben, üzerine gider bi 70lik açar lirik dansla taçlandırırım bu sanat gösterimi.. ama gittiğin günün amınakoyim!

çünkü o hissiyatını bugün bile tam anlandıramadığım yalnızlık seninle bitti ben onu bilirim.. gerisine bacağım girsin ;)


not: yakın arkadaşlar arasında kimsenin anlamadığı komik anılar vardır, anlamsız gelen kopuk tamlamalar da ondan var. ha çok da şeyimde mi? yok anam babam, vallahi deil. öps..

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...