7 Tem 2012

zeitgeist / venüs projesi hakkında düşündüklerime gelince..

tikat tikat: 
1. bu yazı bol miktarda spoiler içerir.
2. yine tamamen götümden uydurup saçmalamış olabilirim.
3. toplamda 6-7 saatte yazılmış bir yazı olup, o ara kahve-yemek-bulaşık-kahve ve hatta tv araları verdiğimden, bölük pörçük yazmış olabilirim.. ama yani n'apabilirim..
4. aman o kadar da ciddiye alacak bi durum yok, don't panic bebeYim!

evet genssler, ne zamandır aklımda olan şu zeitgeist belgesel serisini dün itibariyle izlemiş ve bitirmiş bulunmaktayım.. tüm seri, dünya, abd, terör ve çevre gibi konularla ilgili bildiğimiz gerçek kere gerçek şeyleri bir kez daha söylüyor ama bu fimlerin içeriği "aman ben biliyorum zaten bunları pırt" diyemeyeceğin kurgu ve donanımda.. 
mesela; evet biliyoruz, 9/11 meselesi tamamen bir harakiri ama bir fizik adamı çıkıp da "" 5 uçak aynı anda girse o bina yine öyle çökmez! "" deyip bir de kağıt üzerinde bunu gösterince baya bi sağlam nefret ediyosun sana gerçek diye sunulandan..

aslında başından sonuna bunlarla ilgili bin tane şey yazarım, hatta izlerken düşündüm ama uyudum uyandım ve yazasım falan geçti. belki sübliminal mesaj olaylarını kullanıp beni de etkilemişlerdir.. çünkü dün gece rüyamda çok acayip şeyler gördüm.. bilmiyorum olmayabilir de.. günahını almiyim şimdi adamların, töbe!

ama uzun uzun yazmama sebebim sadece videolarını izlemesi bile yaklaşık beş saat alan bu şey hakkında yazmaya üşeniyor oluşum değil, konu hakkındaki düşüncelerimin henüz olgunlaşmamış olmasıdır.. a-a inanmadı, yeminlen bak!

o büyük ve gizemli adamlar var ya hani, işte artık biliyoruz ki bu adamlar kelimenin tarif edemeyeceği kadar güçlüler. bi tek, yumurtaya can vermedikleri kalmış (ki belki de lex luthor tarzı malikanelerinde bunu bile yapmışlardır.) ama şöyle de bi durum var, eğer o adamlar istemese ben ne bunları izleyip okuyabilir ne de yazabilirim.. internet askeri-siyasi bir güvenlik ağı amacıyla icat edilmiş bişidir, bunu yapan da abd'dir, bir cümlede bu üçü geçiyorsa orada para varır, e para deyince..  
yoksa içimizde hala, internetin biz feyspukta sosyalleşip farmvil oynayalım diye keşfedildiğini sanan insan evlatları mı var.. oo şayzee!

kıssadan hisse; kimse bana bu tayfanın, başını Fresco'nun çektiği bi grup don kişot olduğunu söylemesin şimdi, buna hazır değilim gerçekten, yani babamın oğlu gelip anlatsa şu venus project işini huylanırım her türlü..

ama dersen ki ""fikirler kötü mü?"" 
yok abijim, ekmek musaf çarpsın söylenen her bi tespit öte süpersonik.. yalnız dünyayı şu yandakine benzer teknokentlerle donatma fikri.. yok şimdi bu olmadı, yani günbegün kendimizi bitirmeye doğru gittiğimiz evet her türlü doğru ama bi sorsana be kardeşim, jetgiller gibi yaşamak istiyor muyum ben! elin amerikalısına, tokyolusuna göre hava hoş ama şimdi bi adalar, bi balat gerçeği var bu dünyada.. sen şimdi koskoca istanbulun üstüne asfalt döküp böyle teknokent yapınca iyi mi olcak, no anacım no! beni aşar bu iş!

bilim ve teknolojiyi kıble alıp, doğaya hakim değil, ona ait olarak yaşama olayı dünyanın en giderli fikri bence ama bu açıdan bakınca yeni bişi var mı emin değilim. neredeyse tüm dinler de süper ve kusursuz dünya formülünü gayet net vermiş kendince. hadi dini bile geçtim, imagine diye şarkı var, mükemmel dünya manifestosu lazımsa aç yutuptan tek tıkla dinle.. ama işte önemli olan pratikte ne kadar meyilliyiz bu işlere..

yani savunacak değilim ama şu da var ki kimi yerlerde ""paranın olmadığı yerde motivasyon yoktur, insan psikolojisi motive olmazsa çöker"" falan gibisinden yorumlar okudum. ay uf geçiniz şunu riciedicim, zaten bütün bitişimiz paraya odaklı ve onu kazanıp tüketmeye yönelik çabalarımız yüzünden olacak.. parayla motive olmadığımız yerde sanat gelişir, estetik gelişir daha benim kültürümün yetmediği bi sürü şey gelişir.. paranın olmadığı yerde eşitlik vardır, eşitlik olan yerde şiddet yoktur, olmaz olamaz! paraya odaklı yaşanmayan bi sistem mümkün müdür bilmiyorum ama mümkünse ben her türlü ekşına varım. 

mesela einstein'a türlü sebepten bi ton antipatim olsa da sadece şu yandaki aforizması için bile saygı duyarım. yani habire "fak dı sistım" desem de fındık kadar aklımla ben bile ona "fak" deyip isyan etmenin bana ve bize hiç bir şey kazandırmayacağını biliyorum. bu her gün uyanınca küfür ettiğimiz ve bizi her açıdan eriten sistemin içinde, hayata dair kurduklarımızın onda birini bile yapamadan ölüp gideceğimizi biliyorum. terör diye plastik bir kavram yaratılıp paranoya toplumuna dönüştürüldüğümüzü ve her gün daha çok borçlandırılarak burnumuzun boktan çıkmamasının birilerinin nasıl da işin geldiğini biliyorum. en yakınımızdakinden korku duyarak yaşamaya doğru yönlendirildiğimizi ve 'böl/yönet' politikası ile nasıl da güdüldüğümüzü biliyorum. sonumuzun paraya odaklı yaşamak ve her şeye karşı faşist yaklaşımlarımız sayesinde geleceğini de biliyorum.

yani şöyle söyleyeyim, ikinci film'in ilk bir saati var ya, ben o süre içinde (süper anlaşılabilir bir  dil ve şahane bir vizyonla) anlatılanları öğrenmek için, okulda bir koca dönemi harcadım.. hatta bana öğretilenler filmde anlatılanların yarısıydı desem yeridir. benim gibi (toplumun köle statüsündeki) normal bir insan için bu ne büyük bir kayıptır.. harcanan zaman, enerji, para.. gerçekten abartmıyorum, bir dönem boyunca aldığım ve A ile geçtiğim dersi, dünyanın en baba psikologlarından biri youtube'ta anlattı işte bana, hem de çok daha iyi bir şekilde... buyur burdan yak.. ( bu arada bahsettiğim konu insan doğası(!) fikri ile faşizm  ilişkisi adı altında geçiyor, tabi başka şeylerle birleşip..) 

aslında özünde söylemek istediğim tek şey şu; zeitgeist/venus project tamamiyle çıkarcı new age bir tarikat olabilir, j.fresco ve yanındakiler şarlatan olabilir, sundukları her şey bir ütopyadan ibaret olabilir ve viral kampanyalarla yeni dünyanın hayal tüccarları olabilirler.. ancak bunlar da zerre umrumda değil, bence ilk aşamada olan bitenin farkında olmak bile yeterince iyi bir kazanım. özellikle de mavi-beyaz yakalılar toplumunda gül gibi geçinip gittiğini sanırken, birilerinin çıkıp, nasıl kandırıldığını yüzüne vurması bile yeterince nefis.

bu sistemin içinde bu ve bu gibi akıl oyunları ile kandırılıyor, her geçen gün gerçekten yapay bir şekilde korkutuluyor ve daha da yapayından borçlandırılıyoruz. ben hala işin 'vaat edilen topraklar' kısmına şüpheyle bakıyorum çünkü hafızamda, bu sisteme doğmuşluktan kaynaklanan yaşam deneyimleri var ve onu aşmam çok kolay bir şey değil. ama bundan 100 sene öncesine gidip, şimdi oturduğum evde oturan kadına bugünün dünyasını, teknolojisini anlatsam o da bana götüyle güler inanmazdı herhalde.. 

diyeceğim odur ki; zeitgeist projesi ile birileri gelecekle ilgili masallar anlatıyor olabilir ama dün ve bugünle ilgili anlattıkları baya bi gerçek, bunu biliyorum.. misyoner faaliyetleri şeklinde bi zincir kullandıkları da gayet net, bu zincire dahil olmak falan kime ne kazandırır onu da şu aşamada bilmiyorum ama her türlü o belgeselleri izlemek lazım bence.. 
neyse, öyle işte..


Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...