1 Şub 2012

bir zamanlar bir sahaf arkadaşım vardı..

aslında arkadaşlıktan daha çok, ilginç bi ilişkimiz vardı.. balık pazarının içindeki meşhur aslıhan pasajı'na gitmiştim bi gün, bi kitap arıyodum, bi kosinski kitabıydı yanlış hatırlamıyorsam.. neyse 13 yaşında falandım galiba, orta 3 diye hatırlıyorum çünkü.. girdim dükkana sordum, kıştı çok soğuktu.. sakallı sahaf adam, oturduğu yerden kitaba uzandı, ama "üşümüşsün gel bi otur çay iç" dedi.. 
o zamanlar çay içen bi kişiydim, oturdum içtim çayımı, epey bi soppet ettik.. o zamanlar kendimi ne kadar gıcık ve agresif göstermeye çalışsam da insanlar beni pek bi sempatik bulurdu.. bi yandan gıcık olurdum, rakçıydım ben çünkü! sevilmemem ve hatta uyuz olunmam gerekirdi ama bi türlü de beceremezdim.. her neyse.. bu sahaf adam da beni çok sevdi, hatta bi de kaset hediye etti,.. bende olmayan bi pearl jam kaseti hem de.. daha ne isterim.. sonra neredeyse bütün kitaplarımı ondan aldım, pek kitap biriktirme huyum olmadığından okudukça ona götürdüm, değiştirdik falan.. böyle yani yıllarca ama bazen senede bir görüşerek ve sadece o tükkkanın sınırları içinde güzel bi arkadaşlığımız vardı.. o yaşlandı ben büyüdüm o arada.. boru değil tabi! boşuna yıllarca demiyorum bi 15 sene falan böyleydi.. bazen taxim maxim yaparken, kimseleri bulamasam herkes işte vs olsa bile o dükkan benim gibiydi, ne zaman gitsem oradaydı işte yerli yerinde.. ve bu sahaf kişi ben ne zaman gitsem çok sevinir, tükanda müşteri varsa hemencik kibarca kovalar, "ee anlat bakalım" diyerek yeni yeni sohbet saatleri başlatırdı aramızda.. önceleri çay, sonradan kahve eşliğinde süren.. sonra bu yaz gittim yine, yaklaşık 2 sene sonra falan.. baktım her zamanki koltukta başka bi adam var, tanıyorum o adamı da.. bi ara yanında çalışıyordu.. ee dedim "G. nerde?"... o yeni adam da dedi ki  "G. dükkanı bana devretti!"..  nasıl olur yahu, hani ben ne zaman gelsem buradaydı o, nasıl olur!hani buranın esas sahibi gibi gerim gerim yayıldığım günler, anılarım.. 
mesela bu yandaki foto.. bi kitap sormuştum, "bak orda, sen alıver işte" demişti, sonra tırmanırken öyle fotoğrafımı çekmişti falan falan.. iyi ki de çekmiş.. ama of işte ya çok canım sıkıldı, ama ne kadar anlatamam! 13 yaş yahu 13! ben kendimi bildim bileli burası var, ama artık benim için yok.. o sohbetler, üşüyüp, özleyip, ya da sohbet edecek kimseyi bulamayıp buraya dadandığım günler bitti mi yani! evet bitmiş, çünkü G. gitmiş, bu işi de bırakmış.. "hımm tamam peki" deyip ayrıldım oradan, pasajdan çıkarken aklıma bile gelmedi, bir telefon numarası, bir mail adresi sormak.. ne anlamı vardı ki! bunca yıldır bu dükkanın, bu pasajın dışında yolda yürürken bile karşılaşmadım ben G. ile .. çünkü gerek yoktu, çünkü G. orda iyiydi, orda candı.. itiraf ediyorum, o pasaj dışında arkadaşım olamayacak kadar başka bir dünyadandı benim için.. ama beni üzen "oradaki ben"i artık kaybetmiş olmamdı.. çocukluğumdan büyüyüşüme tanıklık etmiş pasajda kendimi ilk defa yabancı hissettim, ama nasıl bir yabancılık.. nasıl zor attım kendimi pasajdan, sanki boğazımda bişey düğüm düğüm oldu.. istiklal'e vurdum kendimi..yürüdüm..

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...