5 Kas 2011

Uzun zamandır ne bir şey yazabildim

ne de paylaşabildim.. önce tembelliğime verdim falan ama işin aslı şu ki yakın zamanda yüzlerce belki de binlerce insanın hayatını karartan deprem ve bu deprem sonrası evsiz kalan bir o kadar insan varken burada bir şeyler paylaşmaktan utandım sanırım..
soğuk, kar, kış derken.. tüm bunları düşünmesi bile içimi acıtırken.. peki bugün ne oldu, yeterince üzüldüm ve bitti mi yani.. hayır, ne o insanların acıları bitti, ne de yaşadıkları sıkıntılar.. hayır bitmedi hatta belki asıl şimdi başlıyor o sıkıntılar.. yeni bir hayat kurma çabaları.. bazen bunları düşündükçe hiç bir şey yapasım gelmiyor, yorganı kafama çekmek ve yataktan çıkmadan içine doğduğum dünyaya küfürler savurmak geliyor içimden.. ama o da olmuyor..
tam da deprem görüntülerinin azalmasından yüz bulup aklımı başka şeylere, hayatımla ilgili, kendime ait şeylere verebilmeye başlamışken bu kez de N.Ç. davasından çıkan sonuç yine beni insan olmaktan utandırdı.. ben bu konuda ne diyeceğimi bilemiyorum.. sesim kısılıyor bağırmak istedikçe.. gözümün önüne, ismini kodlayan o iki harf geldikçe o küçük kızın yaşadıklarını düşünmek bile ne kadar rahatsız ediyor, peki o yaşarken neler hissetti.. bilemiyorum.. aslında ben hiç bir şey bilmiyorum.. ne yapacağımı, neden yaşadığımı, neden yaşadığımızı, bir çocuğu bile korumaktan bu kadar acizken nasıl hayatla ilgili planlar projeler yapıp hayaller kurabildiğimizi.. anlamıyorum ama bir o anlamadığım arada bir şeyler oluyor ve yaşam mıdır o ne sikimse artık, bize yaşamakla ilgili sanırım içgüdüsel olan bir emir veriyor.. önüne bak, kendinle ilgilen, sevdiklerini, sahip olduklarını kaybetme ve hayatta kal.. bu emire itaat etmek aslında bazen zor, ama emir diyerek işin içinden sıyrılması bir o kadar kolay.. lakaytça "napıcaeaan hacı allaaan emri" mi diycen yoksa bu olan bitenin ğırlığı, utancı altında ezilip atcan mı kendini bi yerden.. atamıyosun ki! yemiyo çünkü, sen yer desen kaybedeceklerin yanında seni kaybedeceklerin yüzü sadece ama sadece bir saniye gözünün önüne gelse "tamam" diyosun oyuna devam.. devam..devam..
bir de bunu "insanın sahip olduğu en öncelikli içgüdü hayatta kalma içgüdüsüdür" deyip akademik boklara bularsan, yaptığın her bir eylemin dünyaya hizmet amacı taşıması sorumluluğundan kurtulursun.. o da zaten tadından yenmez... yenmez ama tadından mı yoksa boğazında düğümlenen hıçkırık olduğundan mı orasını düşünmek bugün için sanırım yeterince kafa karıştırıcı.. oooff off ne uykusuz kafalarla destanlar yazdım burda ve burda olmayan sayfalarda.. şimdi günün en aklı yerinde vaktinde bile toparlayamıyorum cümleleri.. diyeceğim odur ki: oyuna devam devam oyuna devam.. meğer bazen şairlerin bize söylenecek çok da bir şey bırakmadıkları doğruymuş.. ve ben hiç bir şey bilmiyorum..

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...