29 May 2011

Bugün canım çok sıkkın...

aslında uzun zamandır canım bir sürü şeye sıkılıyor, yapmak istesem de yapamayacağım çok şey var ama canımı sıkan yapabilecek olup da yapamadıklarım... mesela bugün abimin doomgünü ve biz birbirimizden çok uzağız şu an... halbuki ben bugün istanbul'dayı olmayı, onunla güzel bi kahvaltı yapıp öğlen güneşinin verdiği şımarıklığa dayanarak, çocukluğumuzun lunaparkına gitmeyi, bi sürü saçma sapan oyuncaklarda eğlenip sonra beşiktaş'a inip boş boş gezinmeyi istiyorum ama olmuyor... çünkü o ve ben ayrı ülkelerdeyiz ve bu ayrı ülkenin gerçekliğinde benim yarın saçma sapan bir sınavım var... saçma sapan çünkü zaten  "iyi olduğum bir ders" diyorum kendime ama aynı konuları en son 3 sene önce görmüştüm, yani okuyorum falan kitabı, okudukça 'e ben bunları biliyorum zaten' diyorum ama sınavda cart die karşıma çıkarsa naparım bilmiyorum... eğer yapamazsam sınavda hiç hoş olmaz sonum, bu dersten kalmamalıyım işte öff bilmiyorum... bunları düşünmekten bile sıkılıyorum... başka şeyler istiyorum ben, mesela demin sevgilim geldi dışardan, şöyle bi baktı bana, masamda açık duran bi sürü kitap, önümde bi sürü not kağıdı vs ama ben nette salak salak geziniyorum... farketti ne kadar sıkıldığımı, şirinlik yaptı bana güldürdü... sonra "ben sana bi kahve yapim" dedi, kahvemi yaptı getirdi, bi de öptü beni, uzandı yatağa uyuyakaldı şimdi de... aslında ben sadece bunun için bile belki de dünyanın en şanslı kızıyım, bir bakışıyla ne hissettğimi anlayan ve şahane türk kahvesi yapan bi manitam var ama işte ben şimdi böyle 'ay ders mi çalışsam of yoksa nette mi gezinsem, ay kitabın da çok heyecanlı yerindeyim açıp onu mu okusam" falan die kafa ağrıtcağıma mesela kurduğum hayal gerçek olsa ben onu yaşasam falan fena mı olur... hayal dediğim de işte diyorum ya atla deve değil yani ama olmayınca olmuyor yahu! şimdi karar verdim yaziim hayalimi de belki evren kosmos onu bana yollar... evet hayalim şu...
bu yandaki ev sevgilimle benim evimmiş, bugün yine pazar ve abimin doomgünümüş... ben sabah böle 9-10 gibi uyanmışım manitamla güsel bi kahvaltı etmişiz, kahvaltıdan sonra kahvemizi de içmişiz, manita sonra çıkmış siporunu yapmış (işi gücü sipor adamın, yoksa onu odadan postalamak deil yani derdim ) o siporunu yaparken ben bu güselim koltuuma uzanmış bi maillerime falan bakmışım, sonra açmışım kitabımı bööle huzurlu huzurlu okumuşum saatlerce, hatta uyuklamaya başlamışım hafiften... tam dalmışken kapı çalmış abim gelmiş, o daha kahvaltı yapmamış biz de öğle yemeği vaktine yaklaşmışız, abicikle girmişiz mutfağa bi şeyler hazırlamışız, sonra hep birlikte yemişiz falan... sonra dışarı çıkmışız gezmişiz tozmuşuz bi güzel...
sonra tam dönme vakti yaklaşırken akşam oluyoken Koko aramış " hadi gelin yemek yiyelim, ekmek bekliyorum" demiş, ama aslında her şey organizeymiş abime süprizmiş...sonra biz gitmişiz Koko'ya, yemek keyfi yapmışız, pasta mumlar derken çilingir masası konseptinde doomgünü kutlaması yapmışız Koko'nun balkonunda... ertesi gün sınav falan yokmuş, en fazla iş varmış, pazarı kaplayan bi sorumluluk, bi afakan yokmuş...işte günün hayali sadece bu... hadi be evren hadi kosmos, bu sene deilse seneye be annem, hadi gözünü seviimm duy beni...

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...