11 Ağu 2010

Yeni bi’ eve taşındık...

Buraya gelmeden düşünmüştüm, yeni eve gidersek eğer sokaktan kedi-köpek enciği bişi bulurum da yanımda bana arkadaşlık eder takılırız diye; ama bu evde uyuduğum ilk gece anladım ki kedi köpek cinsi bu evde yaşamaz, yaşayamaz!


Allahım bir ev bu kadar soğuk olabilir mi ya? Bir de haftaiçi sktiminin okulu yüzünden sabahın altısında kalkmak zorundayım! Günün en soğuk saati ve şu sıralar da bu memelekette kışın en ayaz geçtiği dönemi!
Yaa öyle soğuk ki sabahları uyanınca, o gün giymek üzere hazırladığım herşeyi yatakta giyiyorum. Yataktan çıkınca montumu alıp yüzümü yıkamaya öyle gidiyorum. Üzerinde kocaman kışlık montla yüz yıkamak dahası diş fırçalamak ne zor bi’şeymiş anlatamam.
İşin en tuhaf kısmı; bu memlekette doğalgaz falan öyle şeyler yok, o zaman kur sobayı at odunu di mi? Yok burda öyle şeyler! Hiçbir evde baca tesisatı diye bir şey yok ki sobayı nereye kurcan da afedersin boruyu nereye sokcan???
Neyse bu soğuk ev mevzusu gerçekten çok can sıkıcı bi’ durum. Zaten yapı itibariyle kış mevsiminden nefret eden bi’ kişiyim. “ Sıccak çok sıcak, daha da sıcak olacak! ” şeklinde devam eden bir şarkıyı ‘ooh oh inşallah’ diye temennilerle dinleyen birisi olarak soğuk-kar-kış gibi olaylar beni tamamen bozuyo’. Hatta o kadar ki; yüz tane ülke dolaşmış bin tane ödül almış o meşhur ‘UZAK’ filmini ağustos sıcağında izlememe rağmen, kış geliyo’ anacım korkusuyla kışlıkları çıkartmaya koşmuşluğum vardır. N’apalım yaradılışım böyle. Bi’ kere hem yazın ortasında doğmuşum hem de annem abimi de beni de daha küçüklükten öyle kalın şeyler giydirerek büyütmüş ki bohça gibi sarınarak geçen çocukluk sonrası zaten başka türlü olması beklenemez. Gerçi annemin geçen haziran ayında sadece bir akşamüstü sırtı üşüdüğü için
“ ay vallahi kış geldi ” demesinden belli ki bizim genlerde mevsim mevhumu biraz karışık! Abim coğrafyacı diye belki bi’ ara umutlanmışımdır zamanında ama o hepten tuhaf bi’ kişi sevgili okur. Zaman olur ki misal bir hafta evden çıkmamışlığım hatta balkona afedersin götümü olsun çıkarmamışlığım vardır ki öyle dünyayla kopuk günlerimde kendileri giyinir süslenir tam dışarı çıkacakken tepemde dikilir ve “ canım ya hava nasıl bunu giysem üşür müyüm” der! E be dingil daha dün ve ondan önceki hergün sokak sokak gezen ben miydim acep? Ne bileyim üşür müsün terler misin? 


Babam desen o da değişik bi insan, hayır yani anladım ki biz meteorolojiyle alakası olmayan bir aile olduğumuz kadar tıptan da uzağız, babama bi’ gün “ baba senin ayağın kokuyo galiba ” dedim (ki galiba falan değil buram buram kokuyodu da ben ayıp olmasın, biraz daha kibar belirteyim diye öyle dedim) ama kendisi sağolsun süper bi açıklamayla beni mestetti:


“ yok ya bende romatizma var,kokmaz! ”
ben hayatımda böyle saçma şey duymadım sevgili okur, bu ne demek inan o gün bugün hala anlamaya çalışıyorum!
İşte öyle değişik bi aileden geldiğim için ben artık neden böyle olduğumu anladım! Suçum kabahatim yok! Anne desen bi tuhaf, baba desen acayip diğer abi kişisi zaten anlaşılacak gibi değil! Ben bu başımı alıp nerelere gideyim bilemedim yemin ederim!

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...