11 Ağu 2010

okul sayesinde bir şey daha anlamış oldum...


Çok uzun zamandır geceleri yaşıyormuşum ben. Elbette bunun böyle olduğunu biliyorum ama meğer tüm alışkanlıklarım sandığımdan daha da çok fena şekilde gece yaşama düzenine göreymiş. Mesela makyaj! Benim bildiğim makyaj kaldıkça güzelleşen bir şeydir. Hatta ben makyaj yaparım ilk gören ‘ ohoo olmamış ki ya naapmışsın sen ’ der. Ben de bilmiş bilmiş ‘ yok yok bi’ saate oturcak o yüzüme ’ derim gerçekten de öyle olur. Çünkü makyaj yaptıysam ya işe gidiyorumdur ben ya da içmeye. E o da günün akşama doğru bir vakti demektir kısacası. Bi kere en az yarım saat yol var, orda zaten hava kararmaya başlar hafiften, o ara yüzümdeki fazlalık da kendini yavaş yavaş atar akşama doğrunun güzel solukluğu içinde de ne yüzüm parlar ne farımın fazlası göze batar. Sonra bir iki saat içerisinde de yaptığım makyaj iyice oturur yüzüme, sürmeyi bir türlü alışkanlık haline getiremediğim ruj da hafif silinir falan. E o da şahane. Gecenin sonunda yüzümde iyice benle bütünleşmiş fondöten ve rimelden başka sadece akmış siyahkalem kalmıştır ki. Kendileri çalışırken yorgunluktan, içerken sarhoşluktan iyice ayyuka çıkar ki o da zaten favorimdir! Yani kısacası olay budur. Ama böyle gündüz yaşayınca meğer herşey tam tersiymiş. Bi’ kere sen yine evde aynı makyajı yapıyo’sun ama sonra okula bi’ gidiyosun: zart! kocaman güneş. Yüzünde eksik kalan her kısım ayan beyan ortada o yetmezmiş gibi en az 5-6 saat akmaz dediğin kalem güneşi görünce vıcık vıcık akıyo’ gözlerinin kenarından, sağolsun fondöten de ondan geri kalmıyo’ o da bırakıyo kendini. Yüzünün yarısı bi’ renk yarısı başka. Böyle grili siyahlı bişiler bulaşıyo’ eline tabi yüzünü elleyice. Öğğğğk! Zaten güneş olayıyla oldum olası başım dertte, deli gibi sıcak severim ama ah bi’ de keşke o güneş gözüme girip bana suratsız bi hal vermese… 
E noluyo’ tabi, en geç saat bir gibi asık suratlı bi’ maymuna dönmüş oluyorum. Etraf pembe rujlu, rujundan daha da pembe yanaklı kızlarla doluyken bende böyle her an kavgaya girecekmiş gibi bir hal! zaten erken kalkmışım uykusuzum, zaten makyajım akmış huzursuzum ve zaten kat kat da giyinmekten yorgunum derse girmişim kafam şişmiş, sırtımda laptop, kitap derken eşşek ölüsü gibi ağır gelen çanta kamburumu çıkarmış iyice! Off okuldaki halim geldi gözümün önüne de kendimden ürktüm valla bir an! Böyle bi’ tarza sahip bir insanken müstakbel manita tarafından okulda farkedilmek pek mümkün görünmüyor! Yani aslında farkedilmemem mümkün değil, güneş gözlüklü kuazimodo gibi tuhaf bir ‘ŞEY’i okulun pembe yanak-parlak dudak kombinasyonu içinde görmemek gerçekten çok zor ama işte öyle bi’ şeye de insan en fazla acıyarak falan bakar herhalde!

‘Yazııkk, akraba evliliği galibaa…’


edit: bunu yazmayı unutmuşum, babam kayıt için okula ilk gittiğimizde kızlara bakıp, bana "baksana şunlara hepsinin yanakları pembe pembe, sen çok kart kaldın bunların içinde, hoca sancaklar seni" demişti zaten bana. hain!

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...