11 Ağu 2010

alkollü anılar neye yarar?



Buraya geldiğim günden beri sadece geçenlerdeki bayram tatilinin sabahlarından birinde yalnız hissettim kendimi. İstanbul’da olmak istedim. Evin içinde bir iki tur attım sonra yalandan odamı toplamaya falan çalıştım, bi’şeyleri ordan alıp oraya koydum, bi’ sigara yaktım biraz daha iyi hissettim sonra bi’ de orta kahve…Netekim kahveden sonra kendime geldim, özlemek falan geçti; ama esas sebebini bulunca çözdüm işi. Ben özellikle son iki senedir hiçbir şey yapmadan hiç böyle uzun süre durmadım ki! 

Basit bisiklet mantığı işte: pedal çevir,durursan illaki ya düşersin ya da indirmek zorunda kalırsın yerden kesilmiş ayaklarını. Bu bayram tatili ve o tatilde sadece durmak… Aslında hergün hiç sevmediğim ev işleri falan yine doldurdu günlerimi ama yine de sıkıldım işte. Okulu özledim gibi gelmedi, hele her sabah altıda kalkma işini özlemem mümkün değil; ama insan bir sürü şeye zaten farketmeden alışıyor, onu iyi biliyorum artık. İstanbul’da olmak da alışkanlık hem. Hatta şimdi yazarken yine aklıma geldi, şimdi özlediğim o istanbul’dan nasıl arkama bakmadan kaçtığım… 


Herkes bi’ tuhaf, herkesle artık tamamen gereksiz bulduğum saçmasapan bir samimiyet. Çocukluğumdan beri bizde olan bi’ kitap var. kimsenin okuduğunu görmediğim, ne abimin ne babamın favorisi, ne de benim okumaya karar verip de elimi uzattığım: Jack London ‘alkollü anılar’. Öyle istanbul anıları işte, yarısı alkollü, diğer yarının yarısı ayık ve kötü, kalan yarısı illaki sonu kötü bitmiş bi’ takım saçma anılar. Anı işte bi s.ke yaramayan saçmalıklar silsilesi. Yaşandı bitti, fazla takılmayalım arkadaşım bu konulara. Ama tüm hayatın onlar üzerine kurulu olduğu gibi de tuhaf bir anlayış. Oysa ki değil! ben çözdüm. Rüya görmeye yarıyor sadece, rüya denen de zaten ayrı saçmalık. Bugüne kadar çok çok güzel bir rüya görüp de yataktan periler gibi, havaya kucak açarak kalkmışlığım yoktur. Hep bi’ dert vardır ve ben başından sonuna tüm rüya boyunca onu çözmeye çalışırım. O anılar işte hepsinin sebebi. Sonuna kadar gitsen bile bir şeyler eksik kalıyor demek ki şu sktiminin hayatında.

E rüyalar da o işe yarıyor işte, amerika’nın türk askerine çuval geçirmesi sonrası türkün onurunun 35mm sayesinde sinemada kurtarılması gibi, biz de rüyada çözmeye çalışıyoruz kafaya geçen çuvalın içinde olan biteni. Bunun üzerine söylenecek daha iyi bir şey varsa onu da REM zamanında söylemiş zaten…
that was just a dream just a dream just a dream…

Hiç yorum yok:

Follow this blog with bloglovin

Follow on Bloglovin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...